Türkiye’nin güneydoğusunda meydana gelen büyük depremin ardından, hayatta kalma mücadelesi veren birçok insan dikkatleri üzerine topladı. Bu zorlu günlerin seyrini değiştiren hikayelerden biri de, enkazdan çıkarılan ve hayatta kalan bir gencin yaşadığı trajedi ve azmi. Kolunu ve bacağını kaybeden bu genç, "Hala hayattayım" diyerek çevresine umut saldı. Bu olay, yalnızca bir hayatta kalma hikayesi değil, aynı zamanda insan ruhunun direnişini simgeliyor.
6. günün sabahında, ince ince dökülen bir moloz yığını arasında sesler yankılanıyordu. Arama kurtarma ekipleri, çaresizce yardım bekleyen birini bulmak için tüm güçlerini seferber etmişlerdi. En nihayetinde, çalışan bir ekip üyesinin dikkatini çeken bir ses duyuldu. Etrafa yayılan umutsuzluk içinde, bu ses, yeni bir umut ışığı olmaya adaydı. Gencin ismi Ali'ydi ve 26 yaşındaydı. Hayatta kalma mücadelesi veren Ali, enkaz altında sıkışmış bir şekilde bulunmuştu.
Ali, kurtarıldıktan sonraki anları şöyle anlatıyor: "Ne kadar zaman geçti bilmiyorum, ama her şeyin son bulduğunu düşündüm. Yaşadıklarım bir kabus gibiydi. Ancak içimdeki yaşam isteği, beni hayatta tuttu." Ekipler, genç adamı yoğun bir çabayla kurtardı ve ambulansa taşırken gözlerinden akan yaşlar, yaşadığı korkunç deneyimin izlerini taşıyordu. Fakat Ali, içindeki umudu asla kaybetmedi.
Kurtarıldıktan sonra hastaneye kaldırılan Ali, burada yapılan tetkiklerde kolunu ve bacağını kaybettiği belirtildi. Bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük bir yıkım anlamına geliyordu. "Doğruyu söylemek gerekirse, bu kayıplar benim için çok zor, ama yaşamaya devam etmek zorundayım" diyen Ali, yaşadığı süreçte kendisine gelen destek ile her yeni güne daha umutla uyanmaya çalıştığını ifade etti.
Hastanede tedavi sürecinde birçok psikolog ve sosyolog ile görüşen Ali, hayatta kalmanın getirdiği yeni perspektifleri keşfetmeye başladığını belirtti. "Artık daha cesur ve kararlıyım" diyor. Sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajlar ve mücadele hikayeleri, birçok insana ilham kaynağı oldu. Ali, bu durumun ona gerçek yaşamı, aile bağlarını ve dostluğun önemini yeniden gösterdiğini ifade etti.
Ali’nin hikayesi, yalnızca bir sağlık durumu değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma örneği olarak da değerlendiriliyor. Türkiye çapında birçok kişi, Ali gibi depremzede vatandaşlar için yardım kampanyaları düzenlemeye başladı. Düşmanın karanlık yüzüne karşı, insanların gösterdiği dayanışma, umut dolu bir geleceğin habercisi. Ali'nin hikayesini görmek, herkesin içindeki cesareti uyandırdı. Bu durumda olan diğer insanlara ışık tutmayı hedefliyor.
Hayatta kalma mücadelesi, Ali için bir bitiş değil, yeni bir başlangıç anlamına geliyor. Her gün yeniden doğmakta, hayatın ne kadar değerli olduğunu kavramakta... Ali, zorluklarla dolu bir hayatın kendisine, annesinin, babasının ve kardeşlerinin sevgisiyle donatıldığını unutmadan, zaferle dolu hikayesini yazmaya devam edecek.
Kalemiyle geleceğe dair umut dağıtan Ali, bedensel kayıplarının asla ruhunu etkilemeyeceğinin farkında. Onunla dayanışma içinde olan herkes, bu zor zamanın üstesinden geleceğini biliyor. Ayrıca, deprem sonrası iyileşme yolunda destek olması amacıyla düzenlenen toplumsal kampanyalara bireysel katkı sağlamak da herkesin sorumluluğudur.
Silkelenip ayağa kalkmanın ne demek olduğunu Ali’nin yaşam hikayesinden öğrenmek; yaşamına dair tüm olumsuzlukları geride bırakmasını sağlayacak olan bir perspektifi oluşturuyor. Hayat, tekrar başlamayı bekliyor; Ali gibi fedakar insanların gayretiyle...
Sonuç olarak, her ne olursa olsun hayatta kalmak önemlidir. Türkiye bu acı deneyimden daha güçlü ve dayanıklı bir toplum olarak çıkacaktır. Ali'nin hikayesi, kalplerimizi birlikte atlatacak ve gelecekte daha iyi bir yaşam için el birliğiyle ilerlememize vesile olacaktır.