Afganistan, son yıllarda kadına yönelik şiddetle gündeme gelen bir ülke haline geldi. Ancak, son alınan kararlarla birlikte durum artık daha da çarpıcı bir hal almış durumda. Ülkenin mevcut yönetimi, “kemik kırılmadığı sürece” kadınların şiddet görmelerini adeta serbest bırakacak bir yasa düzenlemesi gerçekleştirdi. Bu karar, insan hakları savunucularının ve feminist hareketlerin büyük tepkisini çekiyor. Peki, bu düzenlemenin ardındaki nedenler neler? Kısaca inceleyelim.
Afganistan, tarihsel olarak kadın hakları noktasında zorlu bir süreçten geçiyor. 20 yıllık Batı müdahalesi sonrası bir nebze yaygınlaşan kadın hakları, 2021 yılında Taliban'ın iktidara gelmesiyle birlikte yeniden gerilemeye başladı. Eğitim, sağlık ve çalışma alanında ciddi kısıtlamalarla karşılaşan kadınlar, günlük yaşamda da şiddete maruz kalıyor. Yeni düzenlemeler, geleneksel toplumsal yapının pekişmesine yol açarken, kadınların hayatlarını nasıl etkiliyor? Yapılan bu düzenlemeler, aile içindeki şiddeti ve toplumsal baskıyı daha görünür hale getiriyor. Ayrıca, birçok kadın artık yaşadığı şiddeti gizlemek zorunda kalıyor. Çünkü kamuoyu, 'kemik kırılması' dışında bu durumu bir suç olarak görmüyor. Bu durum ise, kadınların evde ve sosyal hayatta maruz kaldığı şiddet oranlarını artırırken, adalet arayışlarını da zorlaştırıyor.
Afganistan’daki yeni düzenlemeyi protesto eden uluslararası insan hakları kuruluşları, bu durumun kabul edilemez olduğunu belirtiyor. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, birçok uluslararası kuruluş, Taliban yönetimini kadın haklarını ihlal etmekten dolayı kınıyor. Ülkedeki kadınlar için acilen bir yaptırım mekanizmasının devreye girmesi gerektiğini belirten uzmanlar, var olan insani krizin derinleşeceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Taliban’ın bu tür yasalarla kadınları daha da görünmez hale getireceği düşünülüyor. Kadınlar, yaşadıkları travmaları yalnız başlarına aşmaya çalışırken, uluslararası destekten de yoksun kalıyorlar. 2023 itibarıyla Afganistan poum nekasında, kadınlara yönelik sistematik şiddet ve insan hakları ihlalleri artarak devam edecek gibi görünüyor. Kurtuluş ve yeni bir başlangıç arayan Afgan kadınlarının sesi ise, her geçen gün daha da kısılarak kayboluyor.
Sonuç olarak, Afganistan’daki kadın hakları ile ilgili yaşanan gelişmeler sadece bölgesel bir sorun değil; dünya üzerinde kadın hakları ile ilgili tartışmaları da derinleştiriyor. Kadınlar üzerindeki bu korkunç baskı ve şiddet yasalarının kabul edilmesi, geçmişin yaralarını açarken, gelecekteki toplumsal yapıyı da tehdit ediyor. Kadınların, toplum içinde eşit bireyler olarak yer alabilmesi için uluslararası toplumun duyarlılığını artırması ve bu yasakçı politikaları desteklemekten kaçınması gerekiyor. Aksi takdirde, Afganistan'daki kadınlar, tarih boyunca maruz kaldıkları şiddet sarmalında daha da kaybolacaklar.